Morgan Stanley, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Perşembe günü yapacağı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında faizleri değiştirmeyeceğini öngörüyor. ABD’li yatırım bankası, politika faizinin yüzde 37 seviyesinde sabit bırakılmasını beklediğini duyurdu. Bankanın asıl dikkat çeken tahmini ise gevşeme adımlarının yılın son çeyreğinde başlayacağı yönünde.
Morgan Stanley ekonomistleri Georgi Deyanov ve Arnav Gupta tarafından hazırlanan raporda, dezenflasyon sürecinin dördüncü çeyrekte yeniden hız kazanacağı vurgulanıyor. Bu gelişmenin ardından TCMB’nin temkinli bir faiz indirim döngüsüne başlayacağı belirtiliyor. Raporda, yıl sonuna kadar politika faizinin 200 baz puan düşürülerek yüzde 35 seviyesine çekileceği ifade ediliyor.
Analistler, enflasyondaki ana eğilimin son çeyrekte gevşeyeceğini öngörüyor. Faiz indirim adımlarının ekim ve aralık aylarında atılması bekleniyor. Bu hamlelerin her birinin 100’er baz puanlık kademeli indirimler şeklinde gerçekleşeceği tahmin ediliyor. Öngörülere göre bu patika, yıl sonuna kadar toplam 200 baz puanlık bir gevşemeye işaret ediyor.
Bankanın raporunda orta vadeye ilişkin projeksiyonlar da yer alıyor. 2027 yılı sonuna kadar kademeli indirimlerin süreceği ve politika faizinin yüzde 27,50 seviyesine kadar gerileyeceği kaydediliyor. Ancak enflasyonist riskler nedeniyle tahminler üzerindeki yukarı yönlü risklerin korunduğu belirtiliyor. Bu durum, gelecekteki indirim takviminin esnek kalabileceğine işaret ediyor.
Morgan Stanley, zorlu küresel ve bölgesel koşullara rağmen Türkiye’deki para politikası çerçevesinin dayanıklılığını koruduğu görüşünde. Banka, Türk lirası bazlı carry trade işlemlerinde olumlu duruşunu da sürdürüyor. Stratejistler, döviz piyasasında üç ay vadeli işlemlerde Türk lirası karşısında ABD dolarının satış yönlü pozisyonlanmasının kendileri için hâlâ daha avantajlı olduğunu ifade ediyor. Bu yaklaşımda vadeli sözleşmelerin getirdiği taşıma maliyetinin, beklenen kur hareketlerinin üzerinde seyretmesi etkili oluyor.
Bankanın stratejistleri, yapışkan enflasyonun yerel tahvil piyasasına karşı temkinli kalmalarına yol açtığını ancak Türk lirasındaki değer kaybı hızının vadeli piyasalarda fiyatlanan seviyelerin altında kaldığını belirtti. Bu durumun yatırımcılar için cazip carry getirilerinin korunmasını sağladığı değerlendirmesinde bulunuldu. TL’nin beklenenden daha az değer kaybetmesi, taşıma maliyetini düşürerek bu stratejiyi destekliyor. Kur hareketlerinin öngörülebilirliği, bankanın pozitif görünümünü pekiştiren bir başka unsur olarak öne çıkıyor. Böylece banka, Türk lirasına yönelik pozitif bakışını raporunda teyit etmiş oldu. Perşembe günkü PPK kararı ise piyasaların odağında yer alıyor.





