SON DAKİKA

EKONOMİ

Sanayide Rekabet Gücü Endeksi: 10-15 Yıllık Strateji Çağrısı

Maliyet bazlı rekabet gücü verileri, Türkiye sanayisinin son yıllardaki en sert sınavını ortaya koyuyor. Açıklanan son endeks sonuçlarına göre 2024’ün ikinci çeyreğinde rekabet gücü önceki çeyreğe kıyasla yüzde 1,3 azaldı. Geçen yılın aynı dönemine göre kayıp yüzde 2,9’u buldu. Beş yıllık tabloya bakıldığında ise tüm sektörlerin ciddi biçimde gerilediği görülüyor. Bu fotoğraf, rekabetçiliğin sadece kur ve faizle açıklanamayacağını gösteriyor.

TÜSİAD Başkanı Ozan Diren, bu tabloyu Elazığ’da düzenlenen 27. İş Dünyası Zirvesi’nde değerlendirdi. Dünya ekonomisinde ticaretin kurallarının değiştiğini, tedarik zincirlerinin baştan kurulduğunu anlattı. Ülkelerin ve şirketlerin artık yalnızca en düşük maliyetli tedarikçiyi aramadığını, güvenilirliği ve dayanıklılığı da öncelediğini söyledi. Türkiye’nin bu döneme güçlü üretim tabanı, esnek üretim kabiliyeti ve girişimci iş kültürüyle girdiğini belirtti. Ancak Diren’e göre bu potansiyel kendiliğinden rekabet üstünlüğüne dönüşmüyor.

Diren, “Sanayimizde uzun vadeli dayanıklılık için 10-15 yıllık bir sanayi stratejisi planlamalıyız” diyerek çözümün adresini gösterdi. Türkiye’nin Avrupa değer zinciriyle kurduğu derin bağlara dikkat çeken Diren, doğru teşhis ve güçlü uygulama kapasitesiyle dayanıklılığın artırılabileceğini anlattı. Kalıcı belirsizlik döneminde bunun zorunlu olduğunu vurguladı. Sanayinin, kayıtlı istihdamın ve ihracatın hareket alanının genişletilmesi gerektiğini söyledi.

Son üç yıldır makroekonomik dengelenme arayışının sürdüğünü hatırlatan Diren, enflasyonla mücadelenin bu çerçevenin vazgeçilmez parçası olduğunu belirtti. Ancak kalıcı başarı için para ve maliye politikalarının yanına reform ve sanayi politikası ayağının da eklenmesi gerektiğini savundu. Talep koşulları dengelenirken orta vadede üretim kapasitesinin, verimliliğin ve teknolojik etkinliğin artırılması gerektiğini ifade etti. Bu noktada hedefli, seçici, şeffaf ve ölçülebilir finansman imkanlarının oluşturulmasını istedi.

Endeks verileri sektörel ayrışmayı da ortaya koyuyor. Son iki yılda gıda, kimyasal ürünler, kauçuk ve plastik gibi alanlar ortalamanın üzerinde rekabet kaybı yaşadı. Ana metal, fabrikasyon metal, elektrikli teçhizat ve motorlu kara taşıtlarında ise kayıp diğer sektörlere göre daha sınırlı kaldı. Diren, maliyetler kalıcı biçimde bozulduğunda şirketlerin teknoloji, inovasyon, verimlilik ve nitelikli istihdam yatırımlarına ayıracak gücünün de zayıfladığını anlattı. Desteklerin başarısının kullandırılan kaynakla değil, verimlilik, ihracat, teknoloji ve enerji tasarrufundaki sonuçlarla ölçülmesi gerektiğini dile getirdi.

İlgili Makaleler