SON DAKİKA

EKONOMİ

Memur Maaşları İçin Enflasyon Farkı Çağrısı

Kamu görevlilerinin ekonomik durumu, enflasyon verileriyle yeniden tartışılıyor. En düşük memur maaşı temmuz artışı sonrası 77 bin 237 liraya çıktı. Dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı ise ağustos itibarıyla 121 bin 786 lira oldu. İki rakam arasındaki 44 bin liralık fark, sabit gelirli ailelerin bütçesinde ciddi bir baskı yaratıyor.

Devlet Memurları Konfederasyonu ve Genç Sağlık Sendikası Genel Başkanı Osman Kaya, tablonun bir istatistik tartışması olmadığını söyledi. Kaya, bir memurun ay sonunu nasıl getirdiğini anlamak için mutfağa bakmanın yeterli olduğunu ifade etti. Kira sözleşmesi ve çocuğun okul masrafı da bu tabloyu gösteriyor.

Kaya, devletin en nitelikli iş gücünü oluşturan memurların yoksulluk sınırının bu kadar altında kalmasını kabul edilemez buldu. 8 Eylül’de duyurulan 2027-2029 Orta Vadeli Program’a da değinen Kaya, 2026 yıl sonu enflasyon tahmininin yüzde 28,4’e yükseltildiğini hatırlattı. Büyüme beklentisinin ise aşağı çekildiğini belirtti. Kaya, hedeflerin bir kez daha tutmadığını, bedelini yine sabit gelirlilerin ödediğini dile getirdi.

Kaya, programdan beklentisinin yeni tahminler olmadığını vurguladı. Alım gücünü koruyacak somut adımlar beklediklerini söyledi. Kaya, “Ne yazık ki OVP’de kamu görevlisinin refahına dair tek bir cümle bile yer almıyor” dedi.

Resmi enflasyon ile memurun sokakta hissettiği enflasyon arasındaki mesafenin açıldığını savunan Kaya, büyükşehirlerde kiranın bir memur maaşının yarısını aştığını aktardı. Gıda, ulaşım ve eğitimdeki artışların resmi rakamlara tam yansımadığını söyledi. Aynı artışların memurun bütçesine eksiksiz yansıdığını belirtti. Bu nedenle ücret politikasının kâğıt üzerindeki hedeflere göre değil, hayatın gerçeklerine göre belirlenmesi gerektiğini ifade etti. Kaya, “Enflasyon her ay yaşanıyor ama memura altı ayda bir yansıtılıyor” diye konuştu.

Fiyatların ocak ayında arttığını, memur maaşının ise temmuz ayını beklediğini belirten Kaya, bu gecikmenin memurun cebinden sessizce alınan bir kayıp olduğunu söyledi. Enflasyon farkının maaşlara aylık yansıtılmasının artık zorunluluk olduğunu vurguladı. Kaybı altı ay sonra telafi etmenin, kaybı önlemek anlamına gelmediğini dile getirdi. Kaya, yoksulluk sınırının üstünde emekliliğe tek kalem olarak yansıyan maaş, vergi diliminin yüzde 15’te sabit tutulması ve aylık yansıtma konularında bütün kurumları sorumluluk üstlenmeye davet etti.

Vergi adaletine yönelik taleplerini de sıralayan Kaya, memurun yıl başındaki maaşını yıl sonunda vergi dilimi yüzünden fiilen yitirdiğini anlattı. Yapılan artışların yüzde 20 ve yüzde 27’lik dilimlere takılarak eridiğini savundu. Ücretlinin vergi yükünün yüzde 15’te sabitlenmesi gerektiğini belirtti. Maaş zammının vergi dilimine kurban edilmemesi çağrısında bulundu. Kaya, “Bu taleplerimizin takipçisiyiz ve her meydanda her platformda dile getirmeye de devam edeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.

İlgili Makaleler