SON DAKİKA

EKONOMİ

Natixis Altın Tahminini Düşürdü: Üç Senaryo Masada

Fransa merkezli yatırım bankası Natixis, altın fiyatlarına dair yıl sonu tahminini aşağı çekti. Bankanın kıymetli metaller analisti Bernard Dahdah imzalı değerlendirmede, sarı metalin izleyebileceği üç ayrı yol haritası çizildi. Temel senaryoda altının 2026 sonunda ons başına 4.100 dolara inmesi hesaplanıyor. Daha sert bir ekonomik tabloda fiyatın 3.500 dolara kadar gerileyebileceği belirtiliyor. Destekleyici koşulların oluşması halinde ise 5.250 doların üzeri işaret ediliyor.

Natixis’in ana senaryosu, yüksek petrol fiyatları ile inatçı enflasyon baskısı üzerine kurulu. Sıkı para politikasının altın üzerinde ağır bir yük oluşturduğunu savunan banka, Fed’in aralık ayında bir faiz artırımı daha değerlendirmesi durumunda metalin yılın kalanında zorlanacağını öne sürüyor. Bu tabloda yıl sonu beklentisi ons başına 4.100 dolar olarak açıklanıyor. Buna karşılık Fed’in 2027 boyunca faizleri sabit bırakması halinde doların etkisinin zayıflayacağı, yatırımcı ilgisinin yeniden güçleneceği ve merkez bankası alımlarının desteğiyle fiyatın gelecek yılın sonunda 4.750 dolara tırmanabileceği ifade ediliyor.

Bankanın dikkat çektiği başlıklardan biri de altın ile petrol arasındaki ters yönlü ilişkinin yeniden belirginleşmesi. Bu bağa göre petrol fiyatları yükseldikçe enflasyon endişeleri artıyor ve Fed’in faizleri uzun süre yüksek tutacağı beklentisi güçleniyor. Faizin yükselmesi, getirisi olmayan altının yatırımcı gözünde fırsat maliyetini büyütüyor. Natixis, bu bağın ABD, İsrail ve İran arasındaki çatışmaların patlak verdiği dönemde belirginleştiğini aktarıyor. Haziran ayındaki diplomatik gelişmelerle zayıflayan ilişki, ağustos sonunda artan jeopolitik gerilimle yeniden güçlendi. Altın yatırımcısının Fed’in para politikasına dair beklenti değişimlerine artık daha duyarlı hale geldiği de kaydediliyor.

Fiyat baskısı yaratan diğer kalemler arasında yüksek tahvil getirileri ve güçlü ABD doları gösteriliyor. Banka, altın fiyatları ile ABD’nin 10 yıllık Hazine tahvili getirisi arasındaki bağın ağustos sonundan bu yana tekrar güçlendiğini belirtiyor. Altın ile ABD Dolar Endeksi arasındaki bağlantının ise yıl boyunca en istikrarlı ilişkilerden biri olduğu ifade ediliyor. Öte yandan altın fiyatlarındaki geri çekilmeye karşın fiziki olarak desteklenen altın ETF’lerindeki varlıkların artmayı sürdürdüğü aktarılıyor. Bu tablo, uzun vadeli yatırımcının kısa vadeli dalgalanmaya rağmen pozisyonunu koruduğunu gösteriyor.

Fiyat görünümünde belirleyici olabilecek bir diğer unsur da merkez bankalarının altın talebi. Resmi kurumların alımları, piyasadaki arz-talep dengesini doğrudan etkiliyor. Bankanın değerlendirmesinde bu talebin seyri, yılın kalanı ve 2027 için kritik bir değişken olarak konumlandırılıyor. Altının yönü yalnızca Fed’in faiz kararlarına değil, aynı zamanda jeopolitik başlıklara ve resmi sektörün alım iştahına bağlı biçimde şekillenecek. Üç senaryo arasındaki mesafe de tam olarak bu değişkenlerin nasıl bir araya geleceğine göre açılıp kapanıyor.

İlgili Makaleler